Bir Genç Kızın Gizli Defteri

Bir Genç Kızın Gizli Defteri

        Bir genç kızın gizli defteri… Kitap okuma alışkanlığımı, teyzemin kitaplığında bulduğum bir kitapla kazandım.  Kitaplık dediğim de; şöyle dolaplı bir sedir vardı, hani şu dolapla birlikte olan koltuklar var ya, hah işte ondan. Sürgülüydü kapakları. Orda bir kitap vardı. Kapak resmi ile zaten beni direk içine çekti. O zaman genç kız olmaya başlamışız. Hayallerim var, aşık olduğum yada gıcık olduğum kişiler, ideallerim , amaçlarım falan işte… Kapağında Bir Genç Kızın Gizli Defteri yazıyordu, ne kadar ilginç gelmişti. Muhtemelen yaşıtım birinin, kimseye anlatmadıkları ile doluydu.  Kapakta ince suratlı, sarı, uzun saçlı bir kız pencereden bakıyordu. Şimdi ki basımın kapağı  o kadar güzel değil.

İpek Ongun’a Sonsuz Sevgilerimle…

Okuma saati olurdu o zamanlar okulda. Ben de bu kitabı götürdüm. Öğretmen başka şeyler oku, zaman kaybetme dedi, İstiyordu ki; 14 yaşında Tutunamayanlar. Suç ve ceza gibi bir kitap okuyalım. Tamam onlarda önemli, onlarda okunmalı ama bi bırak bea önce bir kitap okumayı sevelim. Ben yine bildiğimi okudum ( hem mecazi hem gerçek anlamda :)). Kitabı okumaya başladım. İkinci cümlesi zaten beni direk etkisine aldı. Ne mi yazıyordu? ‘’Sıska kızlara bayılan oğlanlardan nefret ediyorum.’’ yazılıydı.  İşte bir ortak özellik daha çıkmıştı. Kahramanımız da benim gibi şişkoluk probleminden yakınıyordu ve o da benim gibi sıska kızlardan ve onlardan hoşlanan şekilci erkeklerden nefret ediyordu. Tamam şekilci demeyelim, ergenlik dönemi tabi ki normal. Neyse…

Bir Genç Kızın Gizli Defteri romanı ile kazanmıştım okuma alışkanlığımı 🙂

Kitapta Serra adında bir kız hayallerinden, günlük yaşadıklarından, annesiyle olan sorunlarından, aşklarından, okulundan falan bahsediyordu. Klasik günlük formunda bir kitap. Her kız gibi bende günlük tutuyordum. Taa ki kardeşim günlüklerimi okuyup, şantaj yapana kadar. Ah şu gıcık ufak kardeşler… 🙂 Yoksa hayalimde acaba bende günlüklerimden bir kitap yazıp, Serra gibi bir roman kahramanı olabilir miydim? düşüncesi vardı. Onun ki kadar havalı bir hayatım olmasa da, anlatacaklarım onun ki kadar ilgi çekici olurdu. Hem kurgu da değil yüzde yüz orjinaldi ( made in me :)). Belki bir İpek Ongun da ben olacaktım. Tabi bu hayallerimin de suya düşmesi, pardon pardon sobaya düşmesi bir oldu. Soba mı ? Evet soba. Tüm günlüklerimi kardeşim şantaj olarak kullanamasın diye sobaya atıp, çatır çatır yaktım 😀 Sonra çok pişman oldum tabi. Sanki ne yazıyordu; aşık olduğum çocuk, bana aşık olanlar, aileye olan duygu durumum falan fişman. Öyle de bir sıralar dünyasıydım yani. Bir kitap ya da roman yazarı olamazsam da, şu an blog yazarı olmaktan da gayet memnun ve bahtiyarım.  Bol kitap okumalı günler efendim 🙂

 

Bir Cevap Yazın